KOZLUK;
Samsun iline bağlı Terme ilçesinin irili ufaklı elliye yakın köyünün belki de en küçük köylerinden biri, fakat en hareketli ve tanınmış köyü unvanını elinden hiç bırakmamış bir köydür.
Batısı ve kuzeyini Sakarli Köyü, doğusunu Akcay Köyü, güney doğusunu Cilar Köyü, güney batısını Duman Tepa köyünün çevrelediği bir küçük köydür Kozluk köyü. Yakın ilişki içinde bulundukları köyler de vardır. Bunların içinde Kusca, Evci, Gobu, Zembek, İkizce, Çatak ve Kiraztepe Köylerini sayabiliriz.
Kozluk Köyü’nün Terme ve Ünye arasında olması nedeniyle, bu iki ilçe ile hemen hemen her gün gidiş gelişi olmaktadır. Ünye, Ordu ilinin bir ilçesi olmasına rağmen, en az Terme kadar ilişkisi bulunmaktadır. Kozluk Köyü’nün Terme’ye 15 km ve Ünye’ye 18 km mesafede olması, her iki ilçe ile de münasebetini geliştirmesine sebep olmuştur.
Kozluk’ta pazar, Pazar günleri kurulmaktadır. Pazar kurulan bütün köyler arasında, Kozluk Köyü kadar kalabalık ve aktif köy yoktur. Hayvan Pazari, başlı başına bir ekoldür denebilir. Hayvan alım ve satımı bir yana, bilhassa sığır etinden yapılan izgara ve mangalcilik da çok sevilmektedir. Öyle ki, Pazar günleri bütün resmi kuruluşların tatil olduğu, Kozluk’ta da Pazar kurulduğu için, çevre köy ve ilçelerinden ızgara yemek için gelenler meşhurdur. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda görüyorum; Kozluk Köyü ve çevresinin hayvan etleri, otu ve suyunun özelliğinden olsa gerek, çok lezzetlidir. Kozluk’ta ızgara yiyen bir vatandaşın, tadı damağında kalır desek, mübalağa etmiş sayılmayız.
KOZLUK VE TARİHİ:
Kozluk köyünün eski tarihi, Rum kökenli insanlarla başlamıştır. Trabzon Pontus Rum imparatorluğunun uzantıları, buralara kadar gelmiştir. Rumlar yüz yıllar boyu buralarda hüküm sürmüşlerdir. Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıt’ın Trabzon’u fethetmesi ve Pontus imparatorluğunu tarihten silmesi, Rumların ve yöre halklarının hayatının değişmesine sebep olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun enbüyük özelliklerinden birisi de, fethedilen yerlerde kesinlikle dinde ve törelerdeki yaşamlarında müdahil
olmamaları ve asla zorlama yapmamalarıdır. Bu nedenledir ki, Rumlar, Pontus’un yıkılmasından sonra da, Osmanlı hakimiyeti altında yüz yıllar boyu kalmalarına rağmen, asla rahatsız edilmemişler ve her türlü serbesti yet içerisinde yaşamlarını idame ettirmişlerdir.
Ta ki, Osmanlı İmparatorluğunun zayıf düşmesi ve parçalanmaya başlamasına kadar. Bu tarihlerde Rumlar, Yunan, İngiliz, Fransız ve İtalyan gibi işgalcilerle işbirliği yapmışlar, Yüz yıllardır beraber yaşadıkları eski komşularını, arkadan hançerleme cüretini göstermişlerdir. Bu kalleşliğe tahammül edemeyen yerli halk ise, Rumlarla hesaplaşmaya gitmiş, savaş kazanıldığında da tamamı bu yörelerden sürmüşler ve dolayısı ile Rumlar ihanetin bedelini ağır ödemişlerdir.
Kozluk Köyü ve civar Koyler de de, yukarıda bahsettiğimiz gerçek olayların birer uzantısı olmuşlardır. 1877 Osmanlı Rus savaşının başlaması, başta Batum olmak üzere, bütün Karadeniz sahillerini de menfi yönde etkilemiştir. O zamana kadar Osmanlının elinde bulunan Batum ve çevresi, Rusların buralara kadar gelip dayanmalarıyla tamamen karışmış ve Rus zulmünden korkan insanlar, başlarının çaresine bakmaya başlamışlardır. Batum’da bulunan bilhassa Musluman vatandaşlar, ayrı bir zulme tabi tutulmuşlar, sadece Müslüman oldukları için, bilhassa erkekler öldürülmeye ve esir alınmaya başlanmıştır. Gürcü kökenli olan bu Müslüman insanlar, başlarının çaresine bakmaya başlamışlar, oralarda artık yaşamalarının mümkün olmadığını görünce de, batıya doğru, Karadeniz sahillerine göç etmeye başlamışlardır.
Rus zulmünden kaçan gürcü insanların bir kısmı da, Fatsa, Ünye, Terme ve Çarşamba gibi yerleşim yerlerine gelmişler, müsait olan yerlere yerleşmeye başlamışlardır. Genellikle sahil kesimlerinin bataklık ve sivrisinek açısından tehlike arz etmesinden dolayı, mecburen üst kesimler dediğimiz dağlık ve ormanlık alanlarda yer tutarak buralarını mesken tutmaya başlamışlardır. İşte bu hengâmede, Kozluk Koyu de bu gürcü insanlardan nasibini almaya başlamıştır.
Gürcüler, Eski Kozluk adı verilen, Duman Tepe’nin eteklerindeki yerlere, yavaş yavaş yerleşmeye başlamışlardı. Bir kısım gürcüler ise, aynı paralelde bulunan Leylek semtine yerleşmişlerdi. Çoğunluk olarak Eski Kozluk, mesken tutulmuştu denilebilir.
Kozluk isminin nereden geldiğini araştırdığımızda; bu bölgede bol miktarda ceviz ağaçlarının olduğu, Rumlar zamanından beri buraların Kozluk adıyla anıldığını öğrenmekteyiz. Yani Kozluk adının, Cevizlik manasına gelen ve Rumlar tarafından kullanılan bir isim olduğu anlaşılmaktadır.
1877 Osmanlı Rus harbi, Kozluk köyünün kuruluşunun başlangıcı sayılabilir. Bu tarihten önce, Rumlardan başka, Köyümüze gelen birilerinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Batum’dan göç eden gürcülerin bir kısmı, yukarı Kozluk denilen bölgeye yerleşmeye başlamışlardır. Bunlardan bazıları şunlardır;
Demirci oğlu Molla Hüseyin (Hüseyin TEKİN’ in Dedesi), Kulpan (Selahattin AYYILDIZ’ in Dedesi), Cilhasan (Leylek Hatibi’nin Babası), Turaka (Rafet KAVUS’ un Dedesi), Ismail Pehlivan (Kurt Cemal ve Ali’nin Babası), Ferat (Hacipalak ve Dursun Ahmet’in Dedeleri), Hoca Abdullah (Musa Dayının Babasi), Meydanoglu (Kantarci’nin Babasi), Batumlu (Ismail Kılıç’ın Kayınpederi) gibi bir çok Gürcü ve Türk kökenli dedelerimiz, Kozluk Köyüne ilk yerleşen insanlardan bazılarıdır.
KOZLUK KÖYÜNÜN KURULUŞU:
1956 yilina kadar Cilar Koyu’nun bir mahallesi olan Kozluk Köyü, yavaş yavaş toparlanmaya başlayınca, ayrı bir köy olma ve ayrı bir muhtarlık kurma hevesine kapılmistir. Cilar Köyü muhtarlığına o zaman Mehmet ÇAVUŞ bakıyordu. Kozluk Köyü’nü ise, henüz askerden yeni gelmiş ve son seçimde aza olarak seçilmiş olan Hüseyin TEKİN temsil ediyordu. Köylülerin istekleri, aza nezdinde Muhtar Mehmet ÇAVUŞ’ a iletildi, gerekli istişareler yapıldı ve en sonunda bunun uygun olduğuna karar verilerek Kaymakamlık nezdinde girişimlerde bulunulmaya karar verildi. Bu tarihlerde yıl 1955’i gösteriyordu.
Cilar muhtarı ile yapılan mutabakat sonucu 1956 yılındaki mahalli idare seçimi ile, Kozluk Köyünde seçim yapılacak ve köy müstakil bir statüye kavuşturulacaktı. Bunun için gerekli hazırlıklar yapıldı. Muhtar adayları adaylıklarını açıkladılar. 3 kişi muhtarlığa adaylığını koymuştu. Bu adaylar; aza olarak görev yapan Hüseyin TEKIN, Mustafa OCAK ve Sefer AYYILDIZ idi.
İLK MUHTAR; HÜSEYİN TEKİN
5 ŞUBAT 1956 yılında yapılan muhtarlık seçimini Hüseyin TEKİN kazandı. Yeni ihtiyar heyeti belirlenir belirlenmez, hemen işe koyuldular. Yapılacak işleri çoktu çünkü yeni bir köy yeri teşekkül ettirilmeye çalışılıyordu. Hemen caminin arka tarafına, çocukların Kuranı Kerim öğrenmeleri için mektep ve bir de hocanın kalacağı ev planı yapılarak faaliyete geçirildi.
1961’deki askeri darbeden sonra mühür; 21 Ağustos 1961’ de Halk partili muhtar Hüseyin TEKİN’ den alınarak Demokrat Partili Mevlut AYYILDIZ’ a verilmiştir.
IKINCI MUHTAR; MEVLUT AYYILDIZ
Mevlüt AYYILDIZ, iyi niyetli bir insandı. Elinden geldiğince bir şeyler yapmak istiyordu. Okuma yazma bilmemesi onun dezavantajı idi. Emirle gelen bir muhtar olduğu için, sürekli Terme Kaymakamından emir alarak iş yapmak mecburiyeti vardı. Askeri dönem devam ediyordu ve adeta emir komuta zinciri içindeki muhtarlık çok fazla sürmeden sona erdi.
Bir yıl sonra yeni bir muhtarlık seçimi yapılması için hazırlıklar tamamlandı ve seçim günü geldi çattı ve secimi Ahmet KUL kazandı.
UCUNCU MUHTAR; AHMET KUL
Artık Kozlukta Ahmet KUL dönemi başlamıştı. Yeni muhtar, oldukça atak birisi idi. Ekonomik durumunun çok iyi olması onun en büyük avantajı idi. Ahmet KUL ilk is olarak, 1962 yılında köyümüze bir postane getirmeyi başarmıştı. Köyde ilkokulda yoktu ve Ahmet KUL köye ilkokulu getirmek için kolları sıvamıştı ve 1963 yılında Kozluk yeni okuluna kavuşmuştu. Okulun yan tarafına öğretmenler için de bir lojman yapılmıştı.
Postane ve İlkokul gibi iki ayrı hizmetin gelmesi, köyün çehresini değiştirmiş ve en azından 20 yıl ileriye götürmüştü. Yine aynı hızla giden muhtar Ahmet KUL, bir de bu hizmetlere Tarım Kredi Kooperatif ini ilave etmişti. Hizmetler ardı ardına gelince, Kozluk köyünün çehresi adeta değişmeye başlamıştı.
Dört yıl sonra yapılan muhtarlık seçimlerini, yaptığı hizmetlerin karşılığı olarak, yine Ahmet KUL kazanmıştı. Bu arada İlkokulda okuyan çocukların son sınıfa gelmiş olmaları, velilerle birlikte muhtarı da düşündürüyordu.
Öyle ya, kızlı erkekli bir sürü köy çocuklarının Ortaokul sorunu ortaya çıkmıştı. Kozluk köyüne mutlaka Ortaokul getirmek lazımdı. Aksi takdirde bu çocuklarımızın, Terme ya da Üye’de okutulması, hemen hemen imkansızdı. Maddi durumu iyi, çok az bir veli bunu başarabilirdi.
Okul bitmeden hemen faaliyete geçildi. Bu arada Sakarlı köyü de Ortaokul için bastırıyordu. Zaten Sakarlı köyü Kozluk köyü ile her zaman rekabet halinde olmuştu. Tekrar aynı sahneler yaşanıyordu, Sakali Köyü ile Kozluk Köyü kıyasıya mücadele verdiler. Milli Eğitim Bakanlığı bu iki köyün bir tanesine Ortaokul vermek istiyordu. Her iki taraf bütün güçleri ile baskı yapınca, gelecek seçim günlerini de dikkate alan Bakanlık yetkilileri, her iki köye birden Ortaokul açılması için karar aldı ve karar köylülere bildirildi. Artik Koyumuzun birde ortaokul u vardı.
1966 yılında Köyümüzde sut fabrikası kurulmuş ve bu fabrika sayesinde köyümüzden 30 kişi Almanya’ya isçi olarak gönderilmişti.
DORDUNCU MUHTAR; AZMI CIFTCI
Yapılan seçimlerde seçimi Azmi ÇİFTÇİ kazanmıştı. Ahmet KUL’ lu yıllar geride kalmış ve yeni bir dönem başlamıştı. Azmi ÇİFTÇİ ilk iş olarak köyün su işi ile ilgilendi. Kurtun denen bir köyden su almak için anlaşarak gerekli hazırlıkları yaptı. DSİ den borular getirildi ve İmece usulü ile hendekler kazılarak borular döşendi. Köylü muhtara yardımcı oluyordu. Çünkü köylüler susuzluktan çok çekmişlerdi ve hala da çekiyorlardı. Yapılan uzun çalışmalardan sonra köye su akıtıldı. Fakat isale hattının en az 30 Km. olması ve çok değişik arızaların ortaya çıkması sebebiyle tam randıman alınamamıştı. Köyün su problemleri tam manası ile çözülmüş değildi.
Muhtar ikinci iş olarak, köyün orta yerinden geçen derenin ıslah çalışmalarına başladı. Bu çok gerekli bir durum idi. Sürekli olarak dere kenarları uçuyor ve toprak kaybı nedeniyle köyün zaten küçük olan meydanı gittikçe azalıyordu. Dere kenarına istinat duvarı için bazı girişimler yapıldı ama muvaffak olunamadı. Yapılan emekler bir SEL darbesi ile yıkılıp gitti. Muhtar daha sonra dere kenarlarına köy dükkânları yaparak dere kısmını kapama yoluna gitti ve bazı dükkânları kiraya vererek köye gelir sağlamaya çalıştı. Bunun arkasından da, köyün köy odası olmadığından olsa gerek, bir de köy odası inşaatı başlatarak tamamladı. Bu bina şu anda Belediye binası olarak kullanılmaktadır. Bundan önce de Ortaokul binası olarak kullanılmıştı.
BESINCI MUHTAR; SELAHATTIN AYYILDIZ
Kozlukta ta artık Selahattin AYYILDIZ’lı yıllar başlamıştı. Yeni muhtar, hemen hemen her muhtar gibi, yolların bakımı ve su problemlerine el attı. Yolların bakımı yapıldıktan sonra, Kürtünden gelen suyun daha iyi akması için bazı çalışmalar yapıldı.
Ne var ki, Çingene Tevfik lakaplı şahsın torunu Arap Mustafa adlı genç, bu köyden bir kız kaçırmıştı. Kürtünlüler şiddetli bir şekilde bu duruma itiraz ederek kızı geri istemişiler, aksi halde, köyün suyunu kesme tehdidinde bulunmuşlardı. İlk önceleri bir blöf olarak algılanan bu olay, daha sonra ciddiyete binmiş ve köyün suyunu kesmişlerdi. Araya bir çok hatırlı insanların girmesi ve devletin de buna müdahil olması sağlanmışsa da, bir türlü bu insanlar ikna edilemediğinden, Kürtün köyünden gelen sudan vazgeçilmek zorunda kalınmıştı. Muhtarın bu olayda çok zorda kaldığını da belirtmemiz gerekiyor. Kozluk köylüleri, su sendromunu yeniden yaşamaya başlamışlardı.
Selahattin AYYILDIZ; aralıksız 11 yıl muhtarlık görevi yaparak en uzun görevde kalan muhtar unvanını elinde tutmaktadır.
ALTINCI MUHTAR; MEHMET CIFTCI
1985 yılında yapılan mahalli idareler seçimlerinde yapılan muhtarlık seçimimi Mehmet CIFTCI kazanmıştır. Oda diğerleri gibi, yolların tamiri ile işe koyuldu. Mehmet ÇIFTCI zamanında gerek stabilizeyolların tamiri ve gerekse yeni yolların açılması gibi yol çalışmaları hizmetlerin
başında geliyordu.
Muhtarın en önemli icraatlarından biri de Kozluk Köyündeki cami inşaatının başlatılması ve bitirilmesi olayı idi. Mehmet ÇIFTCI gerçekten caminin yapımında ve bitirilmesinde çok yararlı hizmetler vermiştir. 1985 yılından başlanarak yapımı hızla devam etmiş ve 1989 yılında cami tamamlanmıştır. 4 yıllık döneminin sonu gelmeden cami inşaatı bitirilmiş ve caminin açılışı yapılmıştı.
Mehmet CIFTCI’in bir diğer icraatı ise Sağlık Ocağının köye kazandırılmış olmasıdır.
Kaynak:Kozluk Belgeseli
Düzenleyen:Fatih Tekin