Bugün : 9 Eylül 2010       
Kozluk Beldesi (Terme/SAMSUN)

Anasayfa

Haberler

Yazılar

Üyeler

Forum

Resimler

Dosyalar

Ziyaretçi Defteri
Forumdaki Son cevaplar : BELEDIYE VE SAYIN BASKAN HAKKINDAKI DÜS..(yturkmen55)  Sayfa :7,8,9, Güncel..(MKurnaz)  Sayfa :72,73,74, Kozluk Arena..(MKurnaz)  Sayfa :18,19,20, Sitemiz Hakkinda Görüs ve Öneriler..(ETHEM)  Sayfa :12,13,14, GÜNÜN SÖZÜ..(ETHEM)  Sayfa :13,14,15, KUTLAMA TEBRIK MESAJLARIMIZ.....(ahmetozkantunc)  Sayfa :7,8,9, DINI VE ISLAMI BILGILER..(ETHEM)  Sayfa :1,2, KOZLUK ÜNIVERSITESI..(Oguzhan) SPOR..(ahmetozkantunc)  Sayfa :31,32,33, Beynimizi Guclendirelim..(MKurnaz)  Sayfa :2,3,4,
 
Kozluk Beldesi
Anamenü
    Anasayfa
    Radyo Dinle
    Haberler
    Yazılar
    Uyeler
    Forum
    Resimler
    Dosyalar
    Sende Üye Ol
    Ziyaretçi Defteri
    Reklam İçin
    SMS Gönder

Beldemiz
    Beldemiz
    Belediye Başkanlarımız
    Muhtarlarımız
    Sağlık Ocağımız
    Derneğimiz
    İlköğretim Okulumuz
    Camimiz
    Yöresel Yemeklerimiz

Modüller
    Tavsiye Siteler
    Videolar
    MP3
    İlanlarınız
    Kadromuz
    Faydali Linkler

Dost Siteler
    Kozluk Belediyesi
    Kozluk İlköğretim Okulu
    Terme Kaymakamlığı
    Evci Lisesi
    Dumantepe ilköğretim
    Limandere Köyü
    Terme Haber

Çocuklarımız İçin
    Oyunlar
    Oyun Bahçesi
 
son Dakika
 
İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : BetulMutlucan
Bugün : 0
Dün : 0
Onay bekleyen : 0
- Kayıtlı üye : 694

Aktif Üyeler
 Aktif üye yok..
Sitede aktif
Üye : 0
Misafir : 4
Toplam : 4
Rekor : 207 kişi 04.12.2008 18:38:00
IP No : 38.107.191.108
Site sayacı
Bugün Tekil : 16
Bugün Çoğul : 16
Bugün Toplam : 32
----------------
Dün Tekil : 61
Dün Çoğul : 71
Dün Toplam : 132
----------------
Genel Tekil : 148280
Genel Çoğul : 208363
Genel Toplam : 356643
 
Yöresel Yemeklerimiz

Sade Pancar:

Ayşe Demir'in tarifi;

Malzemeler:

Pancar     Mısır unu     Pirinç ince doğranmış patates

  Sarımsak   Salça   Acı biber      Tereyağı

Sade pancarlar birkaç parçaya ayrılmış şekilde, yeteri kadar kaynamış suya atılır. Haş­lanmaya başlayınca, üzerine bir miktar pirinç ve ince doğranmış patates ilave edilerek pişin­ceye kadar devam edilir. Üzerine tuz ilave edilir. Pişme noktasına gelindiği zaman, mısır unu ilave edilerek LAPERİ ile iyice malzemeler ezilir. Tenceredeki malzemelerin hepsi çorba kıva­mına yakın bir dereceye kadar ezmeye devam edilir. Daha sonra, sarımsak , salça, acı biber ve tereyağı ile güzel bir SOS hazırlanır ve tencereye ilave edilir. Birkaç dakika daha  kaynatı­lıp, ocak söndürülür ve tencerenin kapağı kapatılır. 10 dakika bekletildikten sonra, mısır ek­meği ile beraber çanak şeklindeki taslarla servis yapılır. 

Sade pancarı genellikle insanlarımız mısırekmeğini içine doğrayarak yemeyi tercih etmektedirler.  Doğramadan yiyenlere de rastlanılmaktadır. Bu yemek, pancarın en basit ve en lezzetli

 yemeklerinden biridir.                                                                                                                                     

Phalobya:                                                      

Ümmuhan Çiftçi'nin tarifi;                                                                                                                                           

Malzemeler:                                                                   

Barbunya    Pancar    Mısır unu     

  Sarınsak   Tereyağı    Kinzi                          

 İlk önce LOBYA denilen barbunya Fasulyesi hazırlanır. Su içinde pişirilir. Piştikten sonra indirilir. Suyu süzülür. Fasulye bir kap içinde bekletilirken, fasulyenin suyu az ise, biraz normal su ilave edilerek ateşte kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca, parçalara ayrılmış pancarlar su­yun içine atılarak pişirilir. Pancarın piştiği anlaşılınca, kap içerisinde bekletilen pişmiş barbun­ya fasulyesi tencereye ilave edilir. İkisi beraber biraz daha kaynatılır. Her ikisinin kaynadığına karar verilince sos katılması gerekir. Sos hazırlanması ise, çok az mısır unu, az miktarda te­reyağı,  sarımsak ve kinzi’den hazırlanır. Bu sos ayrı bir kapta hazırlanarak kaynamakta olan tencereye ilave edilir. Hepsi beraber 3­5 dakika daha kaynatılarak ateş söndürülür ve tence­renin kapağı kapatılarak 15 dakika bekletildikten sonra servis yapılır. Mısır ekmeği, Phalob­ya için de çok önemlidir. Sıcak yemeğe soğumuş mısır ekmeği, soğuk yemeğe ise, sıcak mı­sır ekmeği doğranırsa çok lezzetli olu

 

SARMA

Ayşe Uysal'ın Tarifi;

Malzemeler:

Mısır unu    Maydanoz      Kıyılmış soğan   Pancar

Sarma yemeğinin en büyük özelliği, İÇ hazırlama ile ortaya çıkmaktadır. Sarma içinin çok değişik çeşitleri yapılabilir. Birincisi ve en yaygın olanı, mısır unu ile yapılan PAPA' dır. PA­PA sarmasını yapmak için mısır unu yeteri kadar su ile pişirilir. Unun içine maydanoz ile az miktarda kıyılmış soğan katılarak iç hazırlanır. Haşlanarak çıkarılan pancarlar, sofra üzerinde papa ile bir araya getirilir ve pancarlar orta yerinden bölünerek, üçgen şeklinde sarmalar sa­rılır. Bunun adına PAPA SARMASI denilmektedir. Bu papa sarması, en yaygın olan ve takri­ben 100 yıldır yapılan sarma çeşididir.

Bir de pirinç kullanılarak iç hazırlanır. Bulgur kullanılarak iç hazırlanır. Çorbalık mısır kul­lanılarak iç hazırlanır ve bunun adına da, ÇEKİNTİ SARMASI denilmektedir. Sarmanın  en yaygın olanı ve en lezzetli olanı ise, kesinlikle Papadan yapılan sarmadır.

                                                                                                

TURŞU

Pancarın turşusu da çok sevilen bir yiyecektir.                         

Diğer sebzeler gibi pancar haşlandıktan sonra 

katkıları katılarak turşu kurulur.Çiğ olarak yen-                                  

mesine yenir ama, en lezzetli olanı ise, soğan

 ve salça ile yapılan kavurmasıdır.Pancar ka-

vurması bütün Karadeniz gibi, köyümüzde de

 bol miktarda yapılıp yenilmektedir.

                                                                                    Çekntili Pancar

                                                                                      Pancarın doğranmış şekli ile

                                                                                      yarma mısır karışımından

                                                                                      elde edilen bir yemek türüdür.

                                                                                      Sadece tereyağı ilave edilir. Salça kullanılmaz. 

Pirinçli Pancar Pilavı

Normal bir sebzeli pilav yemeğidir. Sebze olarak pancarlar ince olarak doğranır ve pi­rinçle karıştırılarak pilav yapılır. Bütün sebzeli pilavlarda olduğu gibi, pirinci fazla, sebzesi az miktarda olacaktır.

Göden neme

 Nuriye Tunç'un tarifi; 

Göden neme yemeği, normal pancar yerine köklü pancardan yapılmaktadır. Pancarlar parçalanır, kay­nayan suya atılarak haşlanır. Üzerine mısır çekintisi ilave edilir. Her ikisi piştikten sonra; Ayrı bir tavada, tereyağı, ördek eti, ve sarımsak karışımından Sos hazırlanır. Hazırlanan sos pişen tencerenin üzerine ilave edilerek işlem tamamlanır. Servis yapılmaya başlanır.

PANCAR sebzesinden genellikle köyümüzde yukarıda izah ettiğimiz yemekler yapılmak­tadır. Ancak sadece insanlarımız değil, süt veren sığır ineklerimize de, bilhassa kış günlerin­de PANCAR YALI yapılarak yedirilmektedir. Pancar yalının içine, sadece kepek veya un ka­rıştırılarak meydana getirilir.

Öyle anlaşılıyor ki, köyümüzün milli yiyeceği pancardır desek, mübalağa etmiş sayılma­yız. Hem insanlarımızın ve hem de hayvanlarımızın bir numaralı yiyeceğidir.

Pancarın bir diğer özelliği de, kesinlikle insanların midelerine zarar vermemesidir. Asla şişkinlik yapmaz. Demir vitamini bol miktarda içermektedir. Halk arasında KUATR yaptığı söy­lense de, bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Bütün ömrü boyunca pancar yiyerek yaşamını sür­düren insanlarımız olmasına rağmen, guatr denilen hastalıkla hiç tanışmadıklarını da çok iyi bilmekteyiz. Bu söylentilerin sadece teori olarak konuşulduğunu bilhassa belirtmek istiyorum.

 

   Hamsi   

Köyümüzün ikinci milli yemeği hamsidir. Hamsi ürününden de değişik yemekler yapıl­maktadır. Bu yemekleri şöyle sıralayabiliriz…

 

Hamsi Buğulaması:

Hamsilerin içleri temizlenir. Buğulama yapılacak tava hazırlanır. Bu buğulama yemeği­nin malzemesi ise, hamsi ve limon yanında bir miktar sıvı yağ ve maydanoz da katılarak,

 tavanın üstü kapatılır ve pişirilmeye bırakılır. Genellikle 25­ 30 dakikada sonra ateşin altı sön­dürülür. Sıcak olarak servis yapılır.

Hamsi Tavası:

Hamsiler içleri alınarak temizlenir. Yeterli miktarda tuzla karıştırılarak yarım  saat kadar bekletilir. Başka bir tabağa  mısır unu koyulur. Kızartma tavasına sıvı yağ koyularak, unlanmış hamsiler tavaya daire şeklinde dizilir. Alt tarafı kızaran hamsiler, tava ile çevrilerek öbür tarafı da kızartılır. Yemek masasında, limon ve soğan bulundurulması şarttır. Sıcak olarak hemen yenilmesi gerekmektedir.

Hamsi Izgarası

Hamsiler temizlenir ve tuzlanır. 15 dakika sonra mangaldaki ızgaranın üzerine hamsiler dizilir. Bir tarafı pişince diğer tarafına çevrilerek iki tarafı da pişirilir ve anında servis yapılır. Masanın üzerinde mutlaka limon ve soğan bulunur.

Hamsi Fırınlama

İri hamsiler temizlenerek tuzlanırlar. Fırın tepsisinin içersine yağlı kağıt ya da alüminyum fol yo kağıt serilir. Kağıt üzerine yağ sürülmez. Hamsiler hiçbir işleme tabi tutulmadan tepsiye daire şeklinde dizilir. Fırın içerisine tepsi sürülerek kapatılır. 15 dakika sonra fırından tepsi çı­karılır. Üzerine limon sıkılır. Sıcak olarak servis yapılır. Bu şekilde yapılan yemek insan mide­sini yormaz.

Hamsi Köftesi:

Hamsi köftesini yapmak için, ilk önce hamsiler kılçıkları ve kuyruk kısmı alınarak temiz­lenir ve beklemeye alınır. Daha sonra dinlenen hamsiler kıyma makinesinde çekilerek köfte haline getirilir.

Daha sonra katkıları ayarlamak için, köfte baharatının aynısı konur. Az miktarda sıvı yağ ile Yumurta da kırılması unutulmamalıdır. Harç ile kıyılmış hamsiler iyice yoğrulur. Tam köfte­lik kıvamına geldiği anlaşılınca, normal köfte gibi elimizde yuvarlayarak şekil verilir. Bir tepsi­ye dizilen köfteler, tavada kızartma şeklinde yapmak yerine, ızgarada yapılırsa daha lezzetli olur.

Hamsi Pilavı:

Ayşe Demir'in tarifi;

Hamsiler kılçıkları alınarak temizlenir. Tuz katılarak yarım saat kadar bekletilir. Sıra pilav içinin hazırlanmasına gelmiştir. Üç bardak pirinç hazırlanır. 2 baş kuru soğan ince bir şekilde doğranarak bir bardak sıvı yağ ile beraber kızarıncaya kadar kavrulur. Kavrulmuş soğanın içine pirinçler ilave edilir. Birkaç dakika pirinçler kavrulur. Daha sonra bu karışımın içine ,may­danoz, karabiber ve kuş üzümü ilave edilir. Tekrar hep birlikte karıştırılır.

Bu karışımın üzerine 2 bardak su ilave edilerek pişirmek için tencerenin kapağı kapatı­lır. Az ateş kullanarak tam pişirilmeden ocak söndürülür. İÇ hazırlanmış demektir. Sıra hamsi ile içi birleştirmeye gelmiştir.

Hamsiyi ve hazırlanmış iç pilavı alacak miktarda bir çukur tava hazırlanır. Tavanın içi ta­mamen sıvı yağ ile yağlanır. Hamsiler tavanın tabanından üst kenarına kadar hiç boşluk kal­mayacak şekilde içi açılarak dizilir. Hamsiler dizildikten sonra, hazırlanmış iç pilav hamsinin üzerine doldurulur. Tavanın üstü düzlenir. Düzlenen pilavın üzerine, geriye kalan hamsiler, hiç boşluk kalmayacak şekilde döşenir. İlk önce alt kısma dizdiğimiz hamsilerin, tavanın kenarın­dan sarkan kısımları, pilavın üst kısmına ters vaziyette kıvrılır ve pilavla hamsi bir blok haline getirilir.

Hazırlama işlemi tamamlandığı için, sıra fırına yerleştirmeye veya ocak üzerinde pişir­meye gelmiştir. Tercih size aittir. Ancak aşçımıza soracak olursak, fırına atılan hamsi pilavı çok daha lezzetli olmaktadır. Ortalama 20 dakika fırında kalan hamsi pilavı çıkartılarak servis ya­pılır.

 

Fasulye Yemekleri

           

Fasulye denilince, köyümüzde aklımıza ilk gelen BARBUNYA fasulyesidir. Bilhassa gür­cü vatandaşlarımızın, pancardan sonra en çok sevdikleri bir yiyecektir. 

Barbunya fasulyesi ile yapılan PHALOBYA tarifini, pancar yemeklerini incelerken yap­mıştık. İsimden de çağrışım yaptığını anladığınız LOBYA kelimesi, barbunyanın gürcü dilinde­ki adıdır.

 

Malahdo:

 Sultan Vidinli'nin tarifi; 

İri taneli barbunya fasulyesinin yeşil olanlarından bir Kg. olarak alınır ve üçer santim uzunluğunda parçalanır. Kılçıklı olanların sadece içleri ayıklanır ve kabukları atılır. Fasulyeler yıkandıktan sonra, orta boy bir tencereye bir litre kadar su konarak kaynatılır.Kaynatılan suya fasulyeler atılır ve iyice pişirilir.

Gürcü yemeklerinin tamamında olduğu gibi, Malahdo yemeğinin de en büyük özelliği, katkı maddelerinin iyi ayarlanmasıdır. Fasulyeler pişirildikten sonra, bir bağ maydanoz, 

bir kök yeşil pırasa, bir bağ yeşil reyhan ile birde bir adet acı biber ilave edilerek, pişmiş 

fasulyenin içine karıştırılır ve 10 dakika kadar daha birlikte kaynatılır.

 Şimdi sıra ikinci katkı maddelerine gelmiştir. Yarım kilo ceviz alınır ve makinede çekile­rek inceltilir. Bir baş sarımsak ayıklanır ve çekilmiş cevizin içine konarak, havan ya da ağaç bir teknenin içinde iyice dövülür. Sarımsak ile ceviz dövüldükten sonra, KORAVU dediğimiz ekşi erik pekmezinden bir kaşık üstüne ilave edilir. Meydana gelen bu karışım, önceki tence­rede hazırlamış olduğumuz fasulyenin içine ilave edilir. Birkaç dakika daha kaynatıldıktan son­ra, ateşin altı söndürülür ve Malahdo hazır hale gelmiş olur. Mısır ekmeği ile yenirse daha lez­zetli olduğu bilinmelidir.

 

Sade Lobya:

İlk önce 1 Kg. miktarında barbunya fasulyesi seçilir ve hazırlanır. Yeterli miktarda, yani l litre kadar su içinde, fasulyeler pişinceye kadar haşlanır. Suyu süzülmeden beklemeye bırakı­lır. 

İçine katılacak malzemelerden ilk önce, yeşil maydanoz, yeşil pırasa ve yeşil reyhan ha­zırlanır, ayıklanır ve haşlanmış fasulye tenceresine ilave edilerek kaynatmaya devam edilir. Daha sonra bir baş sarımsak ayıklanır, az miktarda koravu katılarak oda havanda dövülerek iyice ezilir. Koravu ile birlikte onlarda kaynayan tencereye ilave edilerek 10 dakika daha kay­natılır ve ateşin altı söndürülür.

Sade lobya yemeği hazır hale gelmiştir. Bu sade lobyanın yenmesi, mutlaka mısır ekme­ği ile olmalıdır. Sıcak iken, soğuk ekmekle, soğuk iken de sıcak ekmekle doğranarak yenme­sinin zevki bir başka olur.

Gürcüce:

Tevrat Demir'in tarifi;

Milli yemeklerimizden biride, gürcü vatandaşlarımız tarafından yapılmakta olan GÜRCÜ­CE yemeğidir. Bu yemek çok lezzetli bir yemek olduğundan, çok meşhur olmuştur. Ayrıca vi­tamin deposu sayılmaktadır.

İlk önce bir tepside mısır ekmeği pişirilir. Pişen mısır ekmeğinin iç kısmı tamamen ka­buklarından ayrılarak, boş bir tencereye alınır. Boş bir kap içerisinde, 1 Kg. ceviz içi ile, 3 baş sarımsak bir araya getirilerek, iyice dövülür. Harç haline getirilen bu karışım, mısır ekmeği içi­nin üzerine dökülür. İki bardak kaynamış su ilave edilerek hamur gibi yoğrulmaya başlanır. Bu yoğurma ile, malzemeler birbirlerine yedirilir.

Ayrı bir tencere içerisinde bütün olarak haşlanan TAVUK, hafif soğuduktan sonra, ince olarak didiklenir. Kesinlikle tavuğun derisi yemeğe katılmaz. Didiklenmiş tavuk da hazırlamış olduğumuz tenceredeki karışıma ilave edilerek, az miktarda tekrar karıştırılır. Yarım litre kay­namış tavuk suyu ilave edilir. Bu karışım olduğu gibi ateşe konarak 10 dakika daha pişirilir. Sonra ateşin altı söndürülür. Gürcücemiz hazır hale gelmiştir. Sıcak olarak servis yapılmalıdır

 

Cimuri:

 Fadime Gürsu'nun tarifi;

Kalın bir tepsi içerisinde mısır ekmeği pişirilir. Ekmek piştikten sonra kabukları ile bera­ber parçalanır ve un ufak hale getirilir. Bu ufalama, neredeyse bulgur kıvamına gelinceye ka­dar inceltilir. 1 Kg. undan yapılan kaynar ekmeğe, 250 gram kadar tereyağı katılır. Tereyağın­dan sonra ise, l yemek kaşığı kadar şeker ilave edilir. Daha sonra ağaç kaşık ile tamamı iyi­ce karıştırılarak yenecek hale getirilir. Sıcak olarak servis yapılır. 

Cimuri yemeği de çok lezzetli yemeklerden biridir. Bu yemek insanı tok tutması ile ünlü­dür. Bu sebeple, genellikle RAMAZAN aylarındaki sahur vaktinde fazlaca tüketilmektedir. Di­ğer bir özelliği ise, AYRAN ile beraber, kaşıklanarak yenmesidir. Bazen KOMPOSTO ile de yiyenler çıkmaktadır.

Bu yemeğe, Gürcü vatandaşlarımız CİMURİ, Türk vatandaşlarımız ise ÖVMEÇ diye isimlendirmektedirler

Kalaco:

İlk önce Bir baş soğan doğranır ve TEREYAĞI ile kavrulur. Soğanlar pembeleşince, ko­yu hale getirilmiş olarak hazırlanan AYRAN, tencereye aktarılır. Bu karışım kaynayıncaya ka­dar kaşıkla karıştırılır. Kaynamaya başladığı anda ise, doğranmış MISIR EKMEĞİ üzerine dö­külür. Ekmek de ilave edildikten sonra, hep beraber 10 dakika daha kaynatılır ve ateş söndü­rülür.

Kalaco piştikten 10 dakika sonra servis yapılmalıdır. Tabağa konan kalaconun üzerine bir dolu kaşık YOĞURT ilave edilirse daha lezzetli olur.

Papa:

1980 yılına kadar, mısır unundan yapılan ve daha sonraları ise, köylülerimizin ekonomik durumunun düzelmesi ile, buğday unundan yapılan PAPA yemeği, köyümüzün ve civar köy­lülerimizin de milli yemeklerinden biridir.

Köyümüzde, oğlan çocuğu dünyaya gelen ailelerde, papa yapılıp konu komşuya ikram edilmesi eski geleneklerimizden sayılıyordu. Ancak son yıllarda bu adetimizin artık eskisi ka­dar uygulanmadığına şahit olmaktayız.

Her ne olursa olsun, biz tarifini yapalım diyorum. İlk önceleri büyük bir tencereye su ko­narak tuz ilave edilir ve kaynamaya bırakılır. Su kaynamaya başlayınca, hazırlamış olduğu­muz buğday unu, yavaş yavaş tencereye avuç içi ile dökülmeye başlanır. Bir elimizde de ka­rıştırmak için kepçe vardır. Her attığımız avuç dolusu un eriyinceye kadar karıştırılır. Kesinlik­le topaç olmamasına dikkat edilir. Un atılmaya ve karıştırmaya devam ederek unun tamamı tüketilir ve PAPA meydana gelmiş olur. Bu işin en büyük özelliği karıştırma işlemidir. Ne kadar karıştırılırsa, Papa o kadar iyi olur.

Papa pişirildikten sonra bir sininin orta yerine dökülür. 5­10 santim kalınlığında etrafa ya­yılır. Orta yerinden bir çukur açılır. Başka bir tavada eritilmiş şekerli TEREYAĞI bu ortadaki çukura doldurulur. Sofradaki herkes papanın kenarından elle almış olduğu pişmiş hamuru, te­reyağının içine batırarak yemeye devam eder. Eritilmiş şekerli yağ biterse yenilenir. Papanın tamamı bitene kadar yemeye devam edilir. Çok lezzetli bir yemek olduğunu özellikle belirtmek İsteriz.

Muhlama:

Köyümüzde en çok yapılan yemek çeşitlerinden biri de, MUHLAMA yemekleridir. Bu muhlamanın çok çeşitleri vardır. Örneğin, sebzelerden yapılan soğan muhlaması, pırasa muh­laması, kaldirik muhlaması gibi muhlamalardır.

Bu sebze muhlamalarının tamamı, soğanla ve bir miktar salça ile kavrularak yapılması ve pişme kıvamına geldiği zaman, üzerine YUMURTA kırılarak, pişirme işine son verilmesidir. Muhlama yemekleri, küçük tava içerisinde yapılıp, olduğu gibi tavanın içerisinde elle yenirse daha lezzetli olur kanısındayım.

Sebzelerin haricinde, birde süt mamulü olan, çökelek, beyaz peynir, kaşar peyniri ve gü­neşte kurutulmuş çökelek olan KURİTİ olmak üzere, tereyağında pişirilip, üzerine yumurta kı­rılması ile de Muhlama çeşidi yapılmaktadır. Muhlama yemekleri çok kolay yapılması ve çok lezzetli olması nedeni ile şıkça yapılıp yenilmektedir.

Kavurmalar

Başka diyarlarda, kavurma denildiği zaman, insanların aklına ET mamulü kavurmalar gelmektedir. Bizim Kozluk köyümüzde ise, kavurma denildiği zaman, tamamen SEBZE' lerden yapılmış kavurmalar gelmektedir. Et kavurmasının adı da kavurma olarak geçer ama, özellik­le ET KAVURMASI diye belirtilir.

Bunun nedenini araştırdığımızda, yöremizde ve köyümüzde hayvancılığın pek yaygın ol­maması ve et yemeklerinin pahalı olması nedeni ile bu tabirlerin kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Tahmin etmiyorum ki, bizim köyümüz kadar başka bir köyde, bu kadar çok sebzelerden yapılan kavurma çeşidi bulunsun. Muhlama türünü işlerken bahsettiğimiz gibi, bir çoğunun üs­tüne yumurta kırılma adetimiz yaygındır.

 Sebzeler genellikle önce haşlanırlar. Sonra suları elle sıkılır ve önceden sıvı yağ ile ka­vurulmuş soğanın içerisine katılır. Bir süre soğanla birlikte kavurulmaya devam edilir. Soğan­sız kavurma asla olamaz. Köyümüzde yapılan SEBZE kavurmalarının isimlerini aşağıya sıra­lamak istiyorum; Tirmit (mantar) , yeşil fasülye, yeşil kabak, kabak ucu, kaldirik, mendek, fasülye turşusu, patlıcan turşusu, domates turşusu, biber turşusu, kiraz turşusu, pancar, barbunya, ıspanak, perzük, şalgam kökü, yeşil soğan, kırçan, bezelye, taflan turşusu vs gibi tamamı soğan ve bir miktar salça ve sıvı yağ ile kavrularak, keyifle yenilmektedir. Bu kavurma esnasında tamamen sıvı yağ kullanılmaktadır. Bu sebze kavurmaları, eskiden tamamen mısır ekmeği ile ve elle yenilirdi. Şimdilerde ise, pek mısır ekmeği yapılmadığından, normal ekmekle ve genelde de elle yenmektedirler. Gelelim et kavurmalarına; bunlarda her yerde olduğu gibi, soğan, baharat ve salça ile yapılmaktadır. Etli kavurma çeşitlerine gelince; ciğer, dana eti, tavuk eti, av hayvanları eti, ör­dek eti, kaz eti, hindi eti ve az da olsa koyun etinden yapılan kavurmalardır.

Isırgan Çorbası (Sırgan)

Isırgan otunun her yerde bulunduğu ve bir çok hastalığa çare olduğu, yazılı ve görsel medyada da yayımlanmaktadır. Bu bilgilerin hiç biri daha bilinmeden, köyümüzde çok miktar­da bulunan ISIRGAN otu, çorba olarak köylülerimiz tarafından yapılıp yenilmekte idi.

Bu yemeğin tarifine gelince, tıpkı lahana gibi, temizlenip ayıklanan ve yıkanan ısırganlar önce bir miktar tuz katılarak haşlanırlar. Kendi suyu ile kaynama noktasına geldiğinde, mısır unu, yavaş yavaş ilave edilerek ağaç kaşık ile karıştırılmaya devam edilir. Tıpkı  sade pancar gibi yapılıp yenilmektedir. Sırgan yemeği eskiden, fakir fukara yemeği olarak bilinirdi. Şimdi­lerde ise, herkes tarafından yenilmektedir.

 

Yahniler

Yahni denilince aklımıza ilk gelen, dana etinden yapılan yahnilerdir. Kemikli dana eti ter­cih edilmektedir. Yapılışına gelince; dana eti önceden hazırlanır ve yeteri kadar su ile iyice haşlanır. Tencereden indirilmeden önce, içinin katkı maddesi olarak, soğan doğranır ve salça ile baharat katılarak sıvı yağ içerisinde iyice kavrulurlar. Son aşamasında ise, üzerine bol mik­tarda maydanoz ilave edilerek haşlanmış etin üzerine ilave edilir. Hepsi beraber 10 dakika da­ha kaynatıldıktan sonra, ateş söndürülür.

Koyun etinin yahnisi de aynı şekilde yapılmaktadır. Ancak köyümüz insanı, koyun etinin tüketilmesine alışkın değildir. Bu yüzden dana eti tercih edilmektedir.

Bundan başka, kümes hayvanlarının tamamının etleri de bu şekilde pişirilerek yahni ya­pılmaktadır.

 Mısır Unu ve Ekmeği

Karadeniz yöremizin ve köyümüzün gerçekten milli yemeklerinden sayılan mısır unu ve ekmeği, bu gün eskisi kadar yapılmasa da, aynı zevk ve heyecanla yapılıp yenilmektedir.          MISIR UNU, pancarın can dostudur. Hamsi ve balığın can dostudur. Sütün ve yoğurdun can dostudur. Bu yiyeceklerimiz, mısır unu olmadan asla zevk vermezler. Mısır ekmeği ise, köyümüzün ve Karadeniz yöremizin 1980 yılına kadar ki tek yiyeceği idi. Hatta en kıymetli yi­yeceği idi. Bu mısır ununu ve ekmeğini değirmen bahsinde de, detaylı bir şekilde işlemiştik.    

Ayran doğraması, yoğurt doğraması , süt doğraması ve her türlü pancar yemeği doğra­masının ana maddesi mısır ekmeğidir.

Eski yıllarımızda, mısır ekmeğini BİLEKİ denen oyulmuş taşın içinde pişirilip yiyorlardı. Daha sonraları ise, KUZİNE denen ocaklar çıktı. Tepsi içinde hamurlar kuzineye sürülerek ek­mek yapıldı. Daha sonraları ise, tava içerisinde az miktar sıvı yağla beraber ekmek yapıldı. Hepsinin tadı ve lezzeti ayrı ayrı güzelliğe sahipti. Bu günlerimizde ise en yaygın mısır ekme­ği, yanmaz TEFLON  tavalarda yapılıp yenmektedir. Köylülerimizin asla bu mısır ekmeğinden vazgeçeceğini sanmıyorum.

SÜTLÜ MISIR dediğimiz mısırların, köz ateşte kızartılması veya suda haşlanarak yen­mesi ise, mısırın ayrı bir güzelliğini ortaya koymaktadır.Başka yörelerde, mısırdan yağ üretimi yapılmadır. Gönül ister ki, köyümüzde de böyle bir mısır yağı fabrikası kurulsun ve işletilerek insanlarımıza ekmek kapısı açılmış olsun. İn­şallah diyerek konuyu bitiriyorum. 

Tatlılarımız

Köyümüzün yaptığı ve bildiği tatlı çeşitlerini anlatacak olursak, eski yıllarımızda, sadece mısır unu ile yapılan ve Gürcülerin PİYA adını verdikleri tatlının yapıldığını belirtmek isterim.

Daha sonraları, buğday unu çoğalınca, buğday unundan HASUTA denilen bir tatlı yapıl­masına başlanmıştır. Hasuta tatlısı, aynen Piya tatlısı gibi, un, süt ve şekerden mamul olup, unun kavrulması ile süt ve şekerin ilave edilmesinden yapılmaktadır. Şimdilerde yapılan MU­HALLEBİ tatlısını andırmaktadır.

Yaygın olan bir tatlı çeşidi de, sütten yapılan ve köyümüz insanlarının SÜTLÜ diye isim­lendirdiği sütlaç tatlısıdır. Bir diğer tatlı çeşidimiz ise, ERİŞTE ve BÖREK mamulü şerbetle ballandırılmış tatlıları­mızdır. Günümüz tatlıları olan baklava ve buna benzer tatlılar ise, her yerde olduğu gibi köyümüzde de,

 bayram ve meclislerde mutlaka yapılmaktadır.

 Çocukluk günlerimden hatırladığım ve hiç unutamadığım bir tatlı çeşidi de, LOKUM de­nen kuru kek idi. Bu keki hemen de bütün köylülerimiz yaparlardı. Köydeki fırında sıraya giri­lerek bu lokumlar pişirilirdi. 

Bu gün bile evlerimizin bir çoğunda, dini bayramlarımızda lokum pişirilmektedir. Bayram­laşmak için gittiğimizde, her evde mutlaka önümüze getirilmektedir. 1960. lı yıllarda, lokum­dan başka tatlı bilinmiyordu veya imkanlar elvermiyordu diye düşünüyorum. LOKUM tatlısı, hazırlanan hamurun içine katılan yumurta ve yoğurt ile şeker karışımından ibarettir.

Helvalarımız

Her yiyecekte olduğu gibi, helvada da, ilk akla gelen ve yapılan mısır unundan yapılan eski helvalardır. Bu helvalar artık yapılmamaktadır. Normal un helvaları ise, sürekli bir şekilde yapılmaktadır. 

Bazı ailelerimizde azda olsa, mısır unundan ve pekmezden yapılan TOP helva yapılıp yenilmektedir. 

PEKMEZ de milli bir yiyecek olduğundan, helva yapımı gibi çok çeşitli yerlerde kullanıl­maktadır. Yoğurt  ile yenmektedir. Sulanıp ayran yerine içilmektedir. Cimurinin içine katılıp ye­nilmektedir. Kahvaltılarımızda ekmek batırılıp yenilmektedir.

Pekmez' in adına köyümüzde BETMEZ denmektedir. Çok kıymetli bir yiyecek olarak, köylülerimiz tarafından üretilip kullanılmaktadır. Helvalarımız genellikle KANDİL gecelerinde yapılıp, konu komşuya dağıtılmaktadır. Di­nimize göre, mübarek gecelerde evde helva kokutulması sevap sayılmaktadır. Bu gün her ne kadar, her türlü helva ve tatlıların pastane ve marketlerde satılması bili­niyorsa da, evlerde yapılan tatlı ve helvalarımız daha çok tercih edilmektedir.

 

 

 

Pekmezlerimiz (Bekmez)

Yukarıda bir miktar değinmiş isek de, köyümüzde pekmezler çok önemli rol oynamakta­dırlar. Öyle ki, pekmezi yapılmayan meyve yok gibidir. En meşhur olanı DUT pekmezidir. Armut, elma, üzüm, erik, vişne, Aşlı hurma ve ham hurma, Kara üzüm, ve Töngel gibi meyvelerimizden çok güzel pekmezlerimiz yapılmaktadır. Ham erikten, yani ekşi erikten ise KORAVU denilen bir pekmez yapılmaktadır ki, bu ko­ravu, gürcü yemeklerinde bol miktarda kullanılmaktadır.

Keşkek:

Keşkek yemeğinin tarifini, eşim Ayşe hanım yapmıştır. 2 Kg.lık buğday ve bir tavuk için tarif edilmiştir.

Önce keşkeklik buğday hazırlanır. Bir tencere içerisinde 3 saat kadar ıslatılır. Başka bir tencere içerisinde TEREYAĞI yakılır. Sonra ıslatılmış buğday ile beraber, çiğ TAVUK pişmek üzere konur. Tuzu katılır. Haşlanmış tavuk çıkarılır ve didiklenerek tekrar tencereye konur. 

Elimize LAPERİ alınarak keşkek ve tavuk iyice ezilir. Buğdaylar parçalanana kadar ez­meye devam edilir. İşlem tamamlanınca üzeri kapatılır ve ateş söndürülür. 

Servis yapılırken, tabaktaki keşkeğin üzerine eritilmiş tereyağı dökülerek, afiyetle yenilir.

Meclis Yemeklerimiz

Köyümüzün en vazgeçilmez yemeklerinden biride, gelenek haline gelmiş, KEŞKEK ye­meğidir.

Evlerimizde normal hallerde keşkek pişirilmez. Keşkek pişmesi için mutlaka kalabalık bir meclis olması gerekmektedir. Düğünlerimizin tamamında, kesinlikle keşkek pişirilir. Son za­manlarda, düğünler, ETLİ PİLAV, KEŞKEK, KOMPOSTO veya MEYVE SUYU ile, TATLI mö­nüsünden oluşmaktadır.

Birde bazı düğünlerimizde sulu yemek verilmektedir. Bu sulu yemekle birlikte, yine mut­laka KEŞKEK yemeği verilmektedir. Tatlı olarak ise, büyük oranda BAKLAVA tercih edilmek­tedir.

Düğününde hayvan keserek et ihtiyacını karşılayan vatandaşlarımız, hayvanın diğer or­ganlarından da istifade etmektedirler. Örneğin İŞKEMBE çorbası ve ciğer kavurması gibi yan yemekler de yapılmaktadır. Bir de Yemeklerin yanında, LAHANA DOLMASI verilmesine de, sıkça rastlanılmaktadır.

 

 

Kaynak: Kozluk Belgeseli

Düzenleyen :Firdevs TUNÇ

 


Arkadaşına Gönder
[1] 2 3 4 Sonraki4
 
Üyelik
Kullanıcı : 
Şifre : 
Hatırla :   

  
 
Anket
Anayasa Değişiklik Paketini Desteliyormusunuz?
Evet (71 %)
Hayır (28 %)
Sadece üyeler içindir!
38 - Katılım
 
Destekverenler
Çağdaş Soğutma
İstediğiniz İklimi Çağdaşla Yaşayın
Çağdaş Servis
Çağdaş Hizmet
Çağdaş Klimada
Hermarka Isıtma Soğutma Sistemlerinde
Bakım,Onarım,Servis Hizmeti
Halil GÜMÜŞ
Adres: İstiklal Mah.Kavaklıdere Caddesi no:44 / B Ümraniye
Tel: 0 (216) 521 27 60


Demir Gıda
DEMİR GIDA Toptan ve Parakende Meyve ve Sebze ticareti.
Adres: Adnan Mendere iş Hanı NO:9-10 GÖLCÜK
Tel: 0 (262) 414 98 12


 
Google'da Ara
..Buraya Yaz..
 
Hava Durumu
Ankara
İstanbul
İzmir
Samsun
2006 © Copyright Kozluk Beldesi(Terme/SAMSUN)
Alpsem.net © 2006 Aspsitem Tesekkürler
Bu sayfa: 0,61 saniyede yorumlandı.