Sade Pancar:
Ayşe Demir'in tarifi;
Malzemeler:
Pancar Mısır unu Pirinç ince doğranmış patates
Sarımsak Salça Acı biber Tereyağı
Sade pancarlar birkaç parçaya ayrılmış şekilde, yeteri kadar kaynamış suya atılır. Haşlanmaya başlayınca, üzerine bir miktar pirinç ve ince doğranmış patates ilave edilerek pişinceye kadar devam edilir. Üzerine tuz ilave edilir. Pişme noktasına gelindiği zaman, mısır unu ilave edilerek LAPERİ ile iyice malzemeler ezilir. Tenceredeki malzemelerin hepsi çorba kıvamına yakın bir dereceye kadar ezmeye devam edilir. Daha sonra, sarımsak , salça, acı biber ve tereyağı ile güzel bir SOS hazırlanır ve tencereye ilave edilir. Birkaç dakika daha kaynatılıp, ocak söndürülür ve tencerenin kapağı kapatılır. 10 dakika bekletildikten sonra, mısır ekmeği ile beraber çanak şeklindeki taslarla servis yapılır.
Sade pancarı genellikle insanlarımız mısırekmeğini içine doğrayarak yemeyi tercih etmektedirler. Doğramadan yiyenlere de rastlanılmaktadır. Bu yemek, pancarın en basit ve en lezzetli
yemeklerinden biridir.
Phalobya:
Ümmuhan Çiftçi'nin tarifi;
Malzemeler:
Barbunya Pancar Mısır unu
Sarınsak Tereyağı Kinzi
İlk önce LOBYA denilen barbunya Fasulyesi hazırlanır. Su içinde pişirilir. Piştikten sonra indirilir. Suyu süzülür. Fasulye bir kap içinde bekletilirken, fasulyenin suyu az ise, biraz normal su ilave edilerek ateşte kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca, parçalara ayrılmış pancarlar suyun içine atılarak pişirilir. Pancarın piştiği anlaşılınca, kap içerisinde bekletilen pişmiş barbunya fasulyesi tencereye ilave edilir. İkisi beraber biraz daha kaynatılır. Her ikisinin kaynadığına karar verilince sos katılması gerekir. Sos hazırlanması ise, çok az mısır unu, az miktarda tereyağı, sarımsak ve kinzi’den hazırlanır. Bu sos ayrı bir kapta hazırlanarak kaynamakta olan tencereye ilave edilir. Hepsi beraber 35 dakika daha kaynatılarak ateş söndürülür ve tencerenin kapağı kapatılarak 15 dakika bekletildikten sonra servis yapılır. Mısır ekmeği, Phalobya için de çok önemlidir. Sıcak yemeğe soğumuş mısır ekmeği, soğuk yemeğe ise, sıcak mısır ekmeği doğranırsa çok lezzetli olu
SARMA
Ayşe Uysal'ın Tarifi;
Malzemeler:
Mısır unu Maydanoz Kıyılmış soğan Pancar
Sarma yemeğinin en büyük özelliği, İÇ hazırlama ile ortaya çıkmaktadır. Sarma içinin çok değişik çeşitleri yapılabilir. Birincisi ve en yaygın olanı, mısır unu ile yapılan PAPA' dır. PAPA sarmasını yapmak için mısır unu yeteri kadar su ile pişirilir. Unun içine maydanoz ile az miktarda kıyılmış soğan katılarak iç hazırlanır. Haşlanarak çıkarılan pancarlar, sofra üzerinde papa ile bir araya getirilir ve pancarlar orta yerinden bölünerek, üçgen şeklinde sarmalar sarılır. Bunun adına PAPA SARMASI denilmektedir. Bu papa sarması, en yaygın olan ve takriben 100 yıldır yapılan sarma çeşididir.
Bir de pirinç kullanılarak iç hazırlanır. Bulgur kullanılarak iç hazırlanır. Çorbalık mısır kullanılarak iç hazırlanır ve bunun adına da, ÇEKİNTİ SARMASI denilmektedir. Sarmanın en yaygın olanı ve en lezzetli olanı ise, kesinlikle Papadan yapılan sarmadır.
TURŞU
Pancarın turşusu da çok sevilen bir yiyecektir.
Diğer sebzeler gibi pancar haşlandıktan sonra
katkıları katılarak turşu kurulur.Çiğ olarak yen-
mesine yenir ama, en lezzetli olanı ise, soğan
ve salça ile yapılan kavurmasıdır.Pancar ka-
vurması bütün Karadeniz gibi, köyümüzde de
bol miktarda yapılıp yenilmektedir.
Çekntili Pancar
Pancarın doğranmış şekli ile
yarma mısır karışımından
elde edilen bir yemek türüdür.
Sadece tereyağı ilave edilir. Salça kullanılmaz.
Pirinçli Pancar Pilavı
Normal bir sebzeli pilav yemeğidir. Sebze olarak pancarlar ince olarak doğranır ve pirinçle karıştırılarak pilav yapılır. Bütün sebzeli pilavlarda olduğu gibi, pirinci fazla, sebzesi az miktarda olacaktır.
Göden neme
Nuriye Tunç'un tarifi;
Göden neme yemeği, normal pancar yerine köklü pancardan yapılmaktadır. Pancarlar parçalanır, kaynayan suya atılarak haşlanır. Üzerine mısır çekintisi ilave edilir. Her ikisi piştikten sonra; Ayrı bir tavada, tereyağı, ördek eti, ve sarımsak karışımından Sos hazırlanır. Hazırlanan sos pişen tencerenin üzerine ilave edilerek işlem tamamlanır. Servis yapılmaya başlanır.
PANCAR sebzesinden genellikle köyümüzde yukarıda izah ettiğimiz yemekler yapılmaktadır. Ancak sadece insanlarımız değil, süt veren sığır ineklerimize de, bilhassa kış günlerinde PANCAR YALI yapılarak yedirilmektedir. Pancar yalının içine, sadece kepek veya un karıştırılarak meydana getirilir.
Öyle anlaşılıyor ki, köyümüzün milli yiyeceği pancardır desek, mübalağa etmiş sayılmayız. Hem insanlarımızın ve hem de hayvanlarımızın bir numaralı yiyeceğidir.
Pancarın bir diğer özelliği de, kesinlikle insanların midelerine zarar vermemesidir. Asla şişkinlik yapmaz. Demir vitamini bol miktarda içermektedir. Halk arasında KUATR yaptığı söylense de, bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Bütün ömrü boyunca pancar yiyerek yaşamını sürdüren insanlarımız olmasına rağmen, guatr denilen hastalıkla hiç tanışmadıklarını da çok iyi bilmekteyiz. Bu söylentilerin sadece teori olarak konuşulduğunu bilhassa belirtmek istiyorum.
Hamsi
Köyümüzün ikinci milli yemeği hamsidir. Hamsi ürününden de değişik yemekler yapılmaktadır. Bu yemekleri şöyle sıralayabiliriz…
Hamsi Buğulaması:
Hamsilerin içleri temizlenir. Buğulama yapılacak tava hazırlanır. Bu buğulama yemeğinin malzemesi ise, hamsi ve limon yanında bir miktar sıvı yağ ve maydanoz da katılarak,
tavanın üstü kapatılır ve pişirilmeye bırakılır. Genellikle 25 30 dakikada sonra ateşin altı söndürülür. Sıcak olarak servis yapılır.
Hamsi Tavası:
Hamsiler içleri alınarak temizlenir. Yeterli miktarda tuzla karıştırılarak yarım saat kadar bekletilir. Başka bir tabağa mısır unu koyulur. Kızartma tavasına sıvı yağ koyularak, unlanmış hamsiler tavaya daire şeklinde dizilir. Alt tarafı kızaran hamsiler, tava ile çevrilerek öbür tarafı da kızartılır. Yemek masasında, limon ve soğan bulundurulması şarttır. Sıcak olarak hemen yenilmesi gerekmektedir.
Hamsi Izgarası
Hamsiler temizlenir ve tuzlanır. 15 dakika sonra mangaldaki ızgaranın üzerine hamsiler dizilir. Bir tarafı pişince diğer tarafına çevrilerek iki tarafı da pişirilir ve anında servis yapılır. Masanın üzerinde mutlaka limon ve soğan bulunur.
Hamsi Fırınlama
İri hamsiler temizlenerek tuzlanırlar. Fırın tepsisinin içersine yağlı kağıt ya da alüminyum fol yo kağıt serilir. Kağıt üzerine yağ sürülmez. Hamsiler hiçbir işleme tabi tutulmadan tepsiye daire şeklinde dizilir. Fırın içerisine tepsi sürülerek kapatılır. 15 dakika sonra fırından tepsi çıkarılır. Üzerine limon sıkılır. Sıcak olarak servis yapılır. Bu şekilde yapılan yemek insan midesini yormaz.
Hamsi Köftesi:
Hamsi köftesini yapmak için, ilk önce hamsiler kılçıkları ve kuyruk kısmı alınarak temizlenir ve beklemeye alınır. Daha sonra dinlenen hamsiler kıyma makinesinde çekilerek köfte haline getirilir.
Daha sonra katkıları ayarlamak için, köfte baharatının aynısı konur. Az miktarda sıvı yağ ile Yumurta da kırılması unutulmamalıdır. Harç ile kıyılmış hamsiler iyice yoğrulur. Tam köftelik kıvamına geldiği anlaşılınca, normal köfte gibi elimizde yuvarlayarak şekil verilir. Bir tepsiye dizilen köfteler, tavada kızartma şeklinde yapmak yerine, ızgarada yapılırsa daha lezzetli olur.
Hamsi Pilavı:
Ayşe Demir'in tarifi;
Hamsiler kılçıkları alınarak temizlenir. Tuz katılarak yarım saat kadar bekletilir. Sıra pilav içinin hazırlanmasına gelmiştir. Üç bardak pirinç hazırlanır. 2 baş kuru soğan ince bir şekilde doğranarak bir bardak sıvı yağ ile beraber kızarıncaya kadar kavrulur. Kavrulmuş soğanın içine pirinçler ilave edilir. Birkaç dakika pirinçler kavrulur. Daha sonra bu karışımın içine ,maydanoz, karabiber ve kuş üzümü ilave edilir. Tekrar hep birlikte karıştırılır.
Bu karışımın üzerine 2 bardak su ilave edilerek pişirmek için tencerenin kapağı kapatılır. Az ateş kullanarak tam pişirilmeden ocak söndürülür. İÇ hazırlanmış demektir. Sıra hamsi ile içi birleştirmeye gelmiştir.
Hamsiyi ve hazırlanmış iç pilavı alacak miktarda bir çukur tava hazırlanır. Tavanın içi tamamen sıvı yağ ile yağlanır. Hamsiler tavanın tabanından üst kenarına kadar hiç boşluk kalmayacak şekilde içi açılarak dizilir. Hamsiler dizildikten sonra, hazırlanmış iç pilav hamsinin üzerine doldurulur. Tavanın üstü düzlenir. Düzlenen pilavın üzerine, geriye kalan hamsiler, hiç boşluk kalmayacak şekilde döşenir. İlk önce alt kısma dizdiğimiz hamsilerin, tavanın kenarından sarkan kısımları, pilavın üst kısmına ters vaziyette kıvrılır ve pilavla hamsi bir blok haline getirilir.
Hazırlama işlemi tamamlandığı için, sıra fırına yerleştirmeye veya ocak üzerinde pişirmeye gelmiştir. Tercih size aittir. Ancak aşçımıza soracak olursak, fırına atılan hamsi pilavı çok daha lezzetli olmaktadır. Ortalama 20 dakika fırında kalan hamsi pilavı çıkartılarak servis yapılır.
Fasulye Yemekleri
Fasulye denilince, köyümüzde aklımıza ilk gelen BARBUNYA fasulyesidir. Bilhassa gürcü vatandaşlarımızın, pancardan sonra en çok sevdikleri bir yiyecektir.
Barbunya fasulyesi ile yapılan PHALOBYA tarifini, pancar yemeklerini incelerken yapmıştık. İsimden de çağrışım yaptığını anladığınız LOBYA kelimesi, barbunyanın gürcü dilindeki adıdır.
Malahdo:
Sultan Vidinli'nin tarifi;
İri taneli barbunya fasulyesinin yeşil olanlarından bir Kg. olarak alınır ve üçer santim uzunluğunda parçalanır. Kılçıklı olanların sadece içleri ayıklanır ve kabukları atılır. Fasulyeler yıkandıktan sonra, orta boy bir tencereye bir litre kadar su konarak kaynatılır.Kaynatılan suya fasulyeler atılır ve iyice pişirilir.
Gürcü yemeklerinin tamamında olduğu gibi, Malahdo yemeğinin de en büyük özelliği, katkı maddelerinin iyi ayarlanmasıdır. Fasulyeler pişirildikten sonra, bir bağ maydanoz,
bir kök yeşil pırasa, bir bağ yeşil reyhan ile birde bir adet acı biber ilave edilerek, pişmiş
fasulyenin içine karıştırılır ve 10 dakika kadar daha birlikte kaynatılır.
Şimdi sıra ikinci katkı maddelerine gelmiştir. Yarım kilo ceviz alınır ve makinede çekilerek inceltilir. Bir baş sarımsak ayıklanır ve çekilmiş cevizin içine konarak, havan ya da ağaç bir teknenin içinde iyice dövülür. Sarımsak ile ceviz dövüldükten sonra, KORAVU dediğimiz ekşi erik pekmezinden bir kaşık üstüne ilave edilir. Meydana gelen bu karışım, önceki tencerede hazırlamış olduğumuz fasulyenin içine ilave edilir. Birkaç dakika daha kaynatıldıktan sonra, ateşin altı söndürülür ve Malahdo hazır hale gelmiş olur. Mısır ekmeği ile yenirse daha lezzetli olduğu bilinmelidir.
Sade Lobya:
İlk önce 1 Kg. miktarında barbunya fasulyesi seçilir ve hazırlanır. Yeterli miktarda, yani l litre kadar su içinde, fasulyeler pişinceye kadar haşlanır. Suyu süzülmeden beklemeye bırakılır.
İçine katılacak malzemelerden ilk önce, yeşil maydanoz, yeşil pırasa ve yeşil reyhan hazırlanır, ayıklanır ve haşlanmış fasulye tenceresine ilave edilerek kaynatmaya devam edilir. Daha sonra bir baş sarımsak ayıklanır, az miktarda koravu katılarak oda havanda dövülerek iyice ezilir. Koravu ile birlikte onlarda kaynayan tencereye ilave edilerek 10 dakika daha kaynatılır ve ateşin altı söndürülür.
Sade lobya yemeği hazır hale gelmiştir. Bu sade lobyanın yenmesi, mutlaka mısır ekmeği ile olmalıdır. Sıcak iken, soğuk ekmekle, soğuk iken de sıcak ekmekle doğranarak yenmesinin zevki bir başka olur.
Gürcüce:
Tevrat Demir'in tarifi;
Milli yemeklerimizden biride, gürcü vatandaşlarımız tarafından yapılmakta olan GÜRCÜCE yemeğidir. Bu yemek çok lezzetli bir yemek olduğundan, çok meşhur olmuştur. Ayrıca vitamin deposu sayılmaktadır.
İlk önce bir tepside mısır ekmeği pişirilir. Pişen mısır ekmeğinin iç kısmı tamamen kabuklarından ayrılarak, boş bir tencereye alınır. Boş bir kap içerisinde, 1 Kg. ceviz içi ile, 3 baş sarımsak bir araya getirilerek, iyice dövülür. Harç haline getirilen bu karışım, mısır ekmeği içinin üzerine dökülür. İki bardak kaynamış su ilave edilerek hamur gibi yoğrulmaya başlanır. Bu yoğurma ile, malzemeler birbirlerine yedirilir.
Ayrı bir tencere içerisinde bütün olarak haşlanan TAVUK, hafif soğuduktan sonra, ince olarak didiklenir. Kesinlikle tavuğun derisi yemeğe katılmaz. Didiklenmiş tavuk da hazırlamış olduğumuz tenceredeki karışıma ilave edilerek, az miktarda tekrar karıştırılır. Yarım litre kaynamış tavuk suyu ilave edilir. Bu karışım olduğu gibi ateşe konarak 10 dakika daha pişirilir. Sonra ateşin altı söndürülür. Gürcücemiz hazır hale gelmiştir. Sıcak olarak servis yapılmalıdır
Cimuri:
Fadime Gürsu'nun tarifi;
Kalın bir tepsi içerisinde mısır ekmeği pişirilir. Ekmek piştikten sonra kabukları ile beraber parçalanır ve un ufak hale getirilir. Bu ufalama, neredeyse bulgur kıvamına gelinceye kadar inceltilir. 1 Kg. undan yapılan kaynar ekmeğe, 250 gram kadar tereyağı katılır. Tereyağından sonra ise, l yemek kaşığı kadar şeker ilave edilir. Daha sonra ağaç kaşık ile tamamı iyice karıştırılarak yenecek hale getirilir. Sıcak olarak servis yapılır.
Cimuri yemeği de çok lezzetli yemeklerden biridir. Bu yemek insanı tok tutması ile ünlüdür. Bu sebeple, genellikle RAMAZAN aylarındaki sahur vaktinde fazlaca tüketilmektedir. Diğer bir özelliği ise, AYRAN ile beraber, kaşıklanarak yenmesidir. Bazen KOMPOSTO ile de yiyenler çıkmaktadır.
Bu yemeğe, Gürcü vatandaşlarımız CİMURİ, Türk vatandaşlarımız ise ÖVMEÇ diye isimlendirmektedirler
Kalaco:
İlk önce Bir baş soğan doğranır ve TEREYAĞI ile kavrulur. Soğanlar pembeleşince, koyu hale getirilmiş olarak hazırlanan AYRAN, tencereye aktarılır. Bu karışım kaynayıncaya kadar kaşıkla karıştırılır. Kaynamaya başladığı anda ise, doğranmış MISIR EKMEĞİ üzerine dökülür. Ekmek de ilave edildikten sonra, hep beraber 10 dakika daha kaynatılır ve ateş söndürülür.
Kalaco piştikten 10 dakika sonra servis yapılmalıdır. Tabağa konan kalaconun üzerine bir dolu kaşık YOĞURT ilave edilirse daha lezzetli olur.
Papa:
1980 yılına kadar, mısır unundan yapılan ve daha sonraları ise, köylülerimizin ekonomik durumunun düzelmesi ile, buğday unundan yapılan PAPA yemeği, köyümüzün ve civar köylülerimizin de milli yemeklerinden biridir.
Köyümüzde, oğlan çocuğu dünyaya gelen ailelerde, papa yapılıp konu komşuya ikram edilmesi eski geleneklerimizden sayılıyordu. Ancak son yıllarda bu adetimizin artık eskisi kadar uygulanmadığına şahit olmaktayız.
Her ne olursa olsun, biz tarifini yapalım diyorum. İlk önceleri büyük bir tencereye su konarak tuz ilave edilir ve kaynamaya bırakılır. Su kaynamaya başlayınca, hazırlamış olduğumuz buğday unu, yavaş yavaş tencereye avuç içi ile dökülmeye başlanır. Bir elimizde de karıştırmak için kepçe vardır. Her attığımız avuç dolusu un eriyinceye kadar karıştırılır. Kesinlikle topaç olmamasına dikkat edilir. Un atılmaya ve karıştırmaya devam ederek unun tamamı tüketilir ve PAPA meydana gelmiş olur. Bu işin en büyük özelliği karıştırma işlemidir. Ne kadar karıştırılırsa, Papa o kadar iyi olur.
Papa pişirildikten sonra bir sininin orta yerine dökülür. 510 santim kalınlığında etrafa yayılır. Orta yerinden bir çukur açılır. Başka bir tavada eritilmiş şekerli TEREYAĞI bu ortadaki çukura doldurulur. Sofradaki herkes papanın kenarından elle almış olduğu pişmiş hamuru, tereyağının içine batırarak yemeye devam eder. Eritilmiş şekerli yağ biterse yenilenir. Papanın tamamı bitene kadar yemeye devam edilir. Çok lezzetli bir yemek olduğunu özellikle belirtmek İsteriz.
Muhlama:
Köyümüzde en çok yapılan yemek çeşitlerinden biri de, MUHLAMA yemekleridir. Bu muhlamanın çok çeşitleri vardır. Örneğin, sebzelerden yapılan soğan muhlaması, pırasa muhlaması, kaldirik muhlaması gibi muhlamalardır.
Bu sebze muhlamalarının tamamı, soğanla ve bir miktar salça ile kavrularak yapılması ve pişme kıvamına geldiği zaman, üzerine YUMURTA kırılarak, pişirme işine son verilmesidir. Muhlama yemekleri, küçük tava içerisinde yapılıp, olduğu gibi tavanın içerisinde elle yenirse daha lezzetli olur kanısındayım.
Sebzelerin haricinde, birde süt mamulü olan, çökelek, beyaz peynir, kaşar peyniri ve güneşte kurutulmuş çökelek olan KURİTİ olmak üzere, tereyağında pişirilip, üzerine yumurta kırılması ile de Muhlama çeşidi yapılmaktadır. Muhlama yemekleri çok kolay yapılması ve çok lezzetli olması nedeni ile şıkça yapılıp yenilmektedir.
Kavurmalar
Başka diyarlarda, kavurma denildiği zaman, insanların aklına ET mamulü kavurmalar gelmektedir. Bizim Kozluk köyümüzde ise, kavurma denildiği zaman, tamamen SEBZE' lerden yapılmış kavurmalar gelmektedir. Et kavurmasının adı da kavurma olarak geçer ama, özellikle ET KAVURMASI diye belirtilir.
Bunun nedenini araştırdığımızda, yöremizde ve köyümüzde hayvancılığın pek yaygın olmaması ve et yemeklerinin pahalı olması nedeni ile bu tabirlerin kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Tahmin etmiyorum ki, bizim köyümüz kadar başka bir köyde, bu kadar çok sebzelerden yapılan kavurma çeşidi bulunsun. Muhlama türünü işlerken bahsettiğimiz gibi, bir çoğunun üstüne yumurta kırılma adetimiz yaygındır.
Sebzeler genellikle önce haşlanırlar. Sonra suları elle sıkılır ve önceden sıvı yağ ile kavurulmuş soğanın içerisine katılır. Bir süre soğanla birlikte kavurulmaya devam edilir. Soğansız kavurma asla olamaz. Köyümüzde yapılan SEBZE kavurmalarının isimlerini aşağıya sıralamak istiyorum; Tirmit (mantar) , yeşil fasülye, yeşil kabak, kabak ucu, kaldirik, mendek, fasülye turşusu, patlıcan turşusu, domates turşusu, biber turşusu, kiraz turşusu, pancar, barbunya, ıspanak, perzük, şalgam kökü, yeşil soğan, kırçan, bezelye, taflan turşusu vs gibi tamamı soğan ve bir miktar salça ve sıvı yağ ile kavrularak, keyifle yenilmektedir. Bu kavurma esnasında tamamen sıvı yağ kullanılmaktadır. Bu sebze kavurmaları, eskiden tamamen mısır ekmeği ile ve elle yenilirdi. Şimdilerde ise, pek mısır ekmeği yapılmadığından, normal ekmekle ve genelde de elle yenmektedirler. Gelelim et kavurmalarına; bunlarda her yerde olduğu gibi, soğan, baharat ve salça ile yapılmaktadır. Etli kavurma çeşitlerine gelince; ciğer, dana eti, tavuk eti, av hayvanları eti, ördek eti, kaz eti, hindi eti ve az da olsa koyun etinden yapılan kavurmalardır.
Isırgan Çorbası (Sırgan)
Isırgan otunun her yerde bulunduğu ve bir çok hastalığa çare olduğu, yazılı ve görsel medyada da yayımlanmaktadır. Bu bilgilerin hiç biri daha bilinmeden, köyümüzde çok miktarda bulunan ISIRGAN otu, çorba olarak köylülerimiz tarafından yapılıp yenilmekte idi.
Bu yemeğin tarifine gelince, tıpkı lahana gibi, temizlenip ayıklanan ve yıkanan ısırganlar önce bir miktar tuz katılarak haşlanırlar. Kendi suyu ile kaynama noktasına geldiğinde, mısır unu, yavaş yavaş ilave edilerek ağaç kaşık ile karıştırılmaya devam edilir. Tıpkı sade pancar gibi yapılıp yenilmektedir. Sırgan yemeği eskiden, fakir fukara yemeği olarak bilinirdi. Şimdilerde ise, herkes tarafından yenilmektedir.
Yahniler
Yahni denilince aklımıza ilk gelen, dana etinden yapılan yahnilerdir. Kemikli dana eti tercih edilmektedir. Yapılışına gelince; dana eti önceden hazırlanır ve yeteri kadar su ile iyice haşlanır. Tencereden indirilmeden önce, içinin katkı maddesi olarak, soğan doğranır ve salça ile baharat katılarak sıvı yağ içerisinde iyice kavrulurlar. Son aşamasında ise, üzerine bol miktarda maydanoz ilave edilerek haşlanmış etin üzerine ilave edilir. Hepsi beraber 10 dakika daha kaynatıldıktan sonra, ateş söndürülür.
Koyun etinin yahnisi de aynı şekilde yapılmaktadır. Ancak köyümüz insanı, koyun etinin tüketilmesine alışkın değildir. Bu yüzden dana eti tercih edilmektedir.
Bundan başka, kümes hayvanlarının tamamının etleri de bu şekilde pişirilerek yahni yapılmaktadır.
Mısır Unu ve Ekmeği
Karadeniz yöremizin ve köyümüzün gerçekten milli yemeklerinden sayılan mısır unu ve ekmeği, bu gün eskisi kadar yapılmasa da, aynı zevk ve heyecanla yapılıp yenilmektedir. MISIR UNU, pancarın can dostudur. Hamsi ve balığın can dostudur. Sütün ve yoğurdun can dostudur. Bu yiyeceklerimiz, mısır unu olmadan asla zevk vermezler. Mısır ekmeği ise, köyümüzün ve Karadeniz yöremizin 1980 yılına kadar ki tek yiyeceği idi. Hatta en kıymetli yiyeceği idi. Bu mısır ununu ve ekmeğini değirmen bahsinde de, detaylı bir şekilde işlemiştik.
Ayran doğraması, yoğurt doğraması , süt doğraması ve her türlü pancar yemeği doğramasının ana maddesi mısır ekmeğidir.
Eski yıllarımızda, mısır ekmeğini BİLEKİ denen oyulmuş taşın içinde pişirilip yiyorlardı. Daha sonraları ise, KUZİNE denen ocaklar çıktı. Tepsi içinde hamurlar kuzineye sürülerek ekmek yapıldı. Daha sonraları ise, tava içerisinde az miktar sıvı yağla beraber ekmek yapıldı. Hepsinin tadı ve lezzeti ayrı ayrı güzelliğe sahipti. Bu günlerimizde ise en yaygın mısır ekmeği, yanmaz TEFLON tavalarda yapılıp yenmektedir. Köylülerimizin asla bu mısır ekmeğinden vazgeçeceğini sanmıyorum.
SÜTLÜ MISIR dediğimiz mısırların, köz ateşte kızartılması veya suda haşlanarak yenmesi ise, mısırın ayrı bir güzelliğini ortaya koymaktadır.Başka yörelerde, mısırdan yağ üretimi yapılmadır. Gönül ister ki, köyümüzde de böyle bir mısır yağı fabrikası kurulsun ve işletilerek insanlarımıza ekmek kapısı açılmış olsun. İnşallah diyerek konuyu bitiriyorum.
Tatlılarımız
Köyümüzün yaptığı ve bildiği tatlı çeşitlerini anlatacak olursak, eski yıllarımızda, sadece mısır unu ile yapılan ve Gürcülerin PİYA adını verdikleri tatlının yapıldığını belirtmek isterim.
Daha sonraları, buğday unu çoğalınca, buğday unundan HASUTA denilen bir tatlı yapılmasına başlanmıştır. Hasuta tatlısı, aynen Piya tatlısı gibi, un, süt ve şekerden mamul olup, unun kavrulması ile süt ve şekerin ilave edilmesinden yapılmaktadır. Şimdilerde yapılan MUHALLEBİ tatlısını andırmaktadır.
Yaygın olan bir tatlı çeşidi de, sütten yapılan ve köyümüz insanlarının SÜTLÜ diye isimlendirdiği sütlaç tatlısıdır. Bir diğer tatlı çeşidimiz ise, ERİŞTE ve BÖREK mamulü şerbetle ballandırılmış tatlılarımızdır. Günümüz tatlıları olan baklava ve buna benzer tatlılar ise, her yerde olduğu gibi köyümüzde de,
bayram ve meclislerde mutlaka yapılmaktadır.
Çocukluk günlerimden hatırladığım ve hiç unutamadığım bir tatlı çeşidi de, LOKUM denen kuru kek idi. Bu keki hemen de bütün köylülerimiz yaparlardı. Köydeki fırında sıraya girilerek bu lokumlar pişirilirdi.
Bu gün bile evlerimizin bir çoğunda, dini bayramlarımızda lokum pişirilmektedir. Bayramlaşmak için gittiğimizde, her evde mutlaka önümüze getirilmektedir. 1960. lı yıllarda, lokumdan başka tatlı bilinmiyordu veya imkanlar elvermiyordu diye düşünüyorum. LOKUM tatlısı, hazırlanan hamurun içine katılan yumurta ve yoğurt ile şeker karışımından ibarettir.
Helvalarımız
Her yiyecekte olduğu gibi, helvada da, ilk akla gelen ve yapılan mısır unundan yapılan eski helvalardır. Bu helvalar artık yapılmamaktadır. Normal un helvaları ise, sürekli bir şekilde yapılmaktadır.
Bazı ailelerimizde azda olsa, mısır unundan ve pekmezden yapılan TOP helva yapılıp yenilmektedir.
PEKMEZ de milli bir yiyecek olduğundan, helva yapımı gibi çok çeşitli yerlerde kullanılmaktadır. Yoğurt ile yenmektedir. Sulanıp ayran yerine içilmektedir. Cimurinin içine katılıp yenilmektedir. Kahvaltılarımızda ekmek batırılıp yenilmektedir.
Pekmez' in adına köyümüzde BETMEZ denmektedir. Çok kıymetli bir yiyecek olarak, köylülerimiz tarafından üretilip kullanılmaktadır. Helvalarımız genellikle KANDİL gecelerinde yapılıp, konu komşuya dağıtılmaktadır. Dinimize göre, mübarek gecelerde evde helva kokutulması sevap sayılmaktadır. Bu gün her ne kadar, her türlü helva ve tatlıların pastane ve marketlerde satılması biliniyorsa da, evlerde yapılan tatlı ve helvalarımız daha çok tercih edilmektedir.
Pekmezlerimiz (Bekmez)
Yukarıda bir miktar değinmiş isek de, köyümüzde pekmezler çok önemli rol oynamaktadırlar. Öyle ki, pekmezi yapılmayan meyve yok gibidir. En meşhur olanı DUT pekmezidir. Armut, elma, üzüm, erik, vişne, Aşlı hurma ve ham hurma, Kara üzüm, ve Töngel gibi meyvelerimizden çok güzel pekmezlerimiz yapılmaktadır. Ham erikten, yani ekşi erikten ise KORAVU denilen bir pekmez yapılmaktadır ki, bu koravu, gürcü yemeklerinde bol miktarda kullanılmaktadır.
Keşkek:
Keşkek yemeğinin tarifini, eşim Ayşe hanım yapmıştır. 2 Kg.lık buğday ve bir tavuk için tarif edilmiştir.
Önce keşkeklik buğday hazırlanır. Bir tencere içerisinde 3 saat kadar ıslatılır. Başka bir tencere içerisinde TEREYAĞI yakılır. Sonra ıslatılmış buğday ile beraber, çiğ TAVUK pişmek üzere konur. Tuzu katılır. Haşlanmış tavuk çıkarılır ve didiklenerek tekrar tencereye konur.
Elimize LAPERİ alınarak keşkek ve tavuk iyice ezilir. Buğdaylar parçalanana kadar ezmeye devam edilir. İşlem tamamlanınca üzeri kapatılır ve ateş söndürülür.
Servis yapılırken, tabaktaki keşkeğin üzerine eritilmiş tereyağı dökülerek, afiyetle yenilir.
Meclis Yemeklerimiz
Köyümüzün en vazgeçilmez yemeklerinden biride, gelenek haline gelmiş, KEŞKEK yemeğidir.
Evlerimizde normal hallerde keşkek pişirilmez. Keşkek pişmesi için mutlaka kalabalık bir meclis olması gerekmektedir. Düğünlerimizin tamamında, kesinlikle keşkek pişirilir. Son zamanlarda, düğünler, ETLİ PİLAV, KEŞKEK, KOMPOSTO veya MEYVE SUYU ile, TATLI mönüsünden oluşmaktadır.
Birde bazı düğünlerimizde sulu yemek verilmektedir. Bu sulu yemekle birlikte, yine mutlaka KEŞKEK yemeği verilmektedir. Tatlı olarak ise, büyük oranda BAKLAVA tercih edilmektedir.
Düğününde hayvan keserek et ihtiyacını karşılayan vatandaşlarımız, hayvanın diğer organlarından da istifade etmektedirler. Örneğin İŞKEMBE çorbası ve ciğer kavurması gibi yan yemekler de yapılmaktadır. Bir de Yemeklerin yanında, LAHANA DOLMASI verilmesine de, sıkça rastlanılmaktadır.
Kaynak: Kozluk Belgeseli
Düzenleyen :Firdevs TUNÇ